MySQL veritabanı yedeğini almanın en kolay yolu mysqldump komutunu kullanmaktır. Yedekleme işlemini otomatik hale getirmek için ise crontab kullanabiliriz. Bu işlem için ise genellikle crontab’a aşağıdaki komutu ekleriz.


00 2 * * * root mysqldump -u root -pPASSWORD --all-databases > /var/mysqldump

Burada mysqldump komutuna şifreyi -p parametresi ile geçiyoruz. Bu şekilde komut çalışırken giriş yapmış herhangi bir kullanıcı ps aux komutu ile işlem tablosuna bakarak şifreyi görebilir. Buradaki hata girdisine verilmiş cevabı da okuyabilirsiniz.

Çözüm olarak öncelikle yedek alacağınız kullanıcının şifresini aşağıdaki formatta bir dosyaya kayıt ediyoruz.

[mysqldump]
password=PASSWORD

Dosyayı /root/mysqldump.cnf olarak kayıt edebilirsiniz. Aşağıdaki komut ile dosyayı sadece root kullanıcısının okuyabileceği şekilde yetkilerini ayarlıyoruz.

chmod 400 /var/mysqldump.cnf

Okumaya devam et

Bu yazımda sizlere ilk olarak Windows 7 işletim sistemi üzerinde kurulu VirtualBox(version : 4.0.12)’a Solaris kurulumunu anlatacağım.

Tabii ki ilk olarak VirtualBox’ın son sürümünü buradan indiriyoruz. Oracle Solaris 10 işletim sistemini buradan indiriyoruz.

İndirmeler tamamlandıktan sonra sanal makinemizi oluşturalım. VirtualBox programını çalıştırıp Yeni düğmesine basarak sanal bilgisayarımızı oluşturmaya başlayalım. İlk çıkan ekranda İleri düğmesine basarak geçelim.

Ekranda görüldüğü gibi İşletim Sistemi Tipi alanlarını seçerek istediğimiz bir ismi verelim ve Next düğmesi ile devam edelim.

Bellek ekranında Solaris kuracağımız sanal makinenin ne kadar bellek kullanacağınız ayarlıyoruz. Ekranda görüldüğü gibi ayarlayabilirsiniz.

Sanal Sabit Disk Sürücü ekranında ekranda görüldüğü ayarları seçerek Next düğmesi ile bir sonraki ekrana geçiyoruz. Bir sonraki ekranda da Next düğmesine basıyoruz.Okumaya devam et

Linux dağıtımlarını kullananların çoğu benim gibi shell olarak bash kullanırlar. Bash kullanırken aşağıdaki kısayolların daha hızlı çalışmanızı sağlayacaktır. Öğrendiğim kısayolları buraya ekleyeceğim. Sizde yorum olarak belirtebilirsiniz.

  1. Ctrl+R kısayolunu kullanarak kaydedilen komutların arasında arama yaparak komutlara yukarı aşağı ok tuşlarından daha hızlı bir şekilde erişebiliriz.
  2. Sık kullandığımız bol parametleri komutlar için alias komutu ile takma ad tanımlayabiliriz. Örneğin alias ll=’ls -l’ gibi.
  3. Ctrl+A kısayolu imleci komut satırının başına, Ctrl+E ise sonuna taşır.
  4. Ctrl+W kısayolu imleçten önceki kelimeyi, Ctrl+K ise imleçten sonraki herşeyi siler.
  5. Bir komutun sonuna & karakterini koyarak komutun arkaplanda çalışmasını sağlayabiliriz. Arkaplana attığımız görevleri jobs komutu ile görebiliriz. jobs komutunun çıktısında arkaplanda çalışan görevlerin numara(id), durum ve çalışan komut bilgilerini alabiliriz. fg komutu ile arkaplanda çalışan komutu öne getirebiliriz.  Örneğin fg 1 gibi.
  6. Yararlı bir komutta watch komutu. watch komutu kendisinden sonra verdiğimiz komutu 2 saniyelik aralarla çalıştırır. Örneğin watch ls -lh komutu ile bir dosyanın boyutunun değişimini takip edebiliriz.

PIO(Programmed I/O) MODE

İşlemci ve disk sürücüsünün arasındaki veri transfer metodudur. DMA yönetimi gelişitirilmeden önce, kullanılan tek yöntemdi. PIO arabirimi farklı transfer oranlarını karşılayan değişik modlara gruplandırılmıştır. Bunlara PIO Mode denir.

PIO’nun 3 düşük hızlı modu ATA standart dökümanında tanımlanmıştır. ATA-2 standardı ile 2 mod daha eklenmiştir.

Mode Maximum transfer rate (MB/s) Minimum cycle time Standard where spec is defined
Mode 0 3.3 600 ns ATA-1
Mode 1 5.2 383 ns ATA-1
Mode 2 8.3 240 ns ATA-1
Mode 3 11.1 180 ns ATA-2
Mode 4 16.7 120 ns ATA-2
Mode 5 20 100 ns CompactFlash 2.0
Mode 6 25 80 ns CompactFlash 2.0

PIO’da veri CPU üzerinden işlendiği için sabit diskin okuma yazma işlemlerinde CPU’nun da işlem yapması performas düşüşüne neden olmaktadır. Bu yüzden yeni sistemlerde DMA veya Ultra DMA kullanılmaktadır. PIO modları ayrı sürücüler gerektirmez. BIOS tarafından desteklenir. PIO tüm sistemler tarafından geriye uyumluluk için desteklenmektedir.

DMA (Direct Memory Access)

Doğrudan belleğe erişim (Direct memory access; DMA), modern bilgisayarlarda bulunan, merkezi işlem biriminden bağımsız olarak okuma ve/veya yazmak için, belirli donanım alt sistemleri içinde sistem belleğine erişim sağlayan bir özelliktir.

DMA, disk sürücü kontrol birimleri, grafik kartları, ağ kartları ve ses kartları dahil bir çok donanım sistemi tarafından kullanılmaktadır. DMA kanalı olan bilgisayarlar, DMA kanalı olmayan bilgisayarlara nazaran, cihazlardan ya da cihazlara çok daha hızlı bir şekilde veri transferi yapabilmektedir. Bu, gerçek zamanlı uygulamalar için çok yararlıdır.

DMA, bütün modern bilgisayarların önemli bir özelliğidir, zira cihazların, CPU’yu ağır ek yüklere maruz bırakmadan veri transferi yapmalarına olanak sağlamaktadır. Aksi takdirde, CPU, her veri parçasını kaynaktan hedefe kopyalamak zorunda kalırdı. Bu tipik olarak, normal bellek bloklarının kopyalanmasından çok daha yavaştır, çünkü bir çevre veri yolu aracılığıyla I/O cihazlarına erişim,genel olarak normal sistem RAM’ından daha yavaştır. Bu zaman içinde CPU, CPU veri yolunu ilgilendiren diğer görevleri gerçekleştiremez, ama veri yolu erişimini gerektirmeyen diğer işleri yapmaya devam edebilir.Okumaya devam et

80’lerin ortalarında Imprimis, Wren serisi 5.25″ sabit disklerde Seagate firmasının ST506 sürücüsünden esinlenerek bir arabirim standardı kullandı. 3.5″ sabit diskler çıktığında da bu standarttan esinlenildi. Aynı zamanda IBM PC/AT model bilgisayarlarında Western Digital’in geliştirdiği sabit disk kontol chiplerini kullandı. İki yönde gelişen bu standart ilerde sorunlar çıkartmaya başladı. (Bir üreticinin sabit diski bir başka üreticinin diski ile birlikte çalışmadı. İkinci diskin slave olarak tanıtılmasında sorunlar yaşandı.)

Bu sorunları çözmek amacıyla bir grup üretici CAM (Common Access Method – Yaygın Erişim Metodu) Komitesini oluşturmak için bir araya geldi; bunlar da esas olarak SCSI tarifini standart hale getirmek üzerine odaklanmışlardı. Bu organizasyon en sonunda ilk ATA standardının Imprimis arabirimini temel alması üzerinde karara vardı. Ancak ANSI’nin (American National Standards Institute – Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü) bunu bir standart olarak kabul etmesi (X3.221) ne yazık ki yaşanan bin bir türlü değişiklik ve uyarlamadan sonra ancak 1994’te gerçekleşti.

IDE/ATA teknolojisinin devrimi / gelişiminin gerekliliği her bir PC’de sabit disk kullanımının yaygınlaşmaya başlayamasından sonra ortaya çıkmıştır, ayrıca disk için kullanılan kontrol kartının anakart üzerindeki bir slotu boşa harcadığı değerlendirildiğinde chipset üreticileri bunun çözümünü aramaya başladılar. Üreticiler sabit disk kontrol kartını kendi chipsetleri ile bütünleşik hale getirip, sabit disklerin kontrol kartları yerine direk anakarta bağladılar.

1. ATA–1

ANSI tarafından (American National Standards Institute – Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü) AT Attachment Interface for Disk Drives(X3.221) başlığıyla 1994 yılında yayınlanan standarttır

Bu standart aşağıdaki özelliklere sahiptir

  1. 2 adet sabit sürücü: Bir kanal üzerinden 2 sabit sürücünün master ve slave olarak ayarlanarak 2 adet sabit sürücü desteklenir. En yüksek 528MB disk destekler
  2. PIO Mode: 0, 1, 2 PIO Mode larını desteklenir
  3. DMA Mode: 0, 1, 2 DMA ve 0 Multiword DMA destekler

2. ATA–2

Orijinal ATA standardı kendine ayrılan IDE/ATA sabit sürücülerden çok daha erken tanımlanmıştı. Bununla birlikte, yeni sabit sürücülerin performansını, büyüyen boyutlarını desteklemiyordu. Bu diskler daha hızlı aktarma oranı ve gelişmiş özellikler istiyordu.Okumaya devam et